CHP Yalova’da önümüzdeki dönemin siyasi hazırlıkları ve parti içindeki tartışmalar, 18 Ekim’de Hilton Otel’de düzenlenen kahvaltı buluşmasında gündeme taşındı. Milletvekili Tahsin Becan ile İl Başkanı Mesut Tutuğ’un konuşmaları, yalnızca örgütsel dayanışma çağrılarıyla sınırlı kalmadı. Kongre sürecinden aday belirleme yöntemlerine, siyasi parti değiştiren isimlerden Yalova’da seçim kazanma hedefine kadar uzanan mesajlar verildi...
İl Başkanı Mesut Tutuğ, konuşmasında CHP’nin toplumsal farklılıkları ayrışma nedeni hâline getirmeyen bir siyaset anlayışını savunması gerektiğini vurguladı. Milletvekili Tahsin Becan ise parti yönetimleri değişse de örgütün partiye bağlılığını koruması gerektiğini belirterek, gelecekteki adayların belirlenmesinde teşkilatın görüşünün alınacağı sözünü verdi...

Ancak asıl tartışma, birlik çağrısının ötesinde, bu çağrının hangi siyasi anlayışla hayata geçirileceği noktasında başlıyor...
Tutuğ’un konuşmasında kullandığı “Biz siyaseten de arınacağız, zihinsel olarak da arınacağız” ifadesi, birlik mesajıyla birlikte değerlendirildiğinde üzerinde durulması gereken bir soru ortaya çıkarıyor: Bir siyasi parti, kendi içinde arınma ihtiyacından söz ederken aynı zamanda nasıl birleştirici olabilir?
Çünkü arınma kavramı, siyasi bağlamda yalnızca yenilenme ve özeleştiri anlamına gelmeyebiliyor ve parti içinde kimlerin, hangi düşüncelerin veya hangi tutumların değişmesi gerektiği sorusunu da beraberinde getirebiliyor. Kimin neye göre arınacağı açıklığa kavuşmadığında, birlik çağrısı ile bu söylem arasında yorumlanmaya açık bir alan oluşuyor gibi...
Elbette Tutuğ’un sözlerinden doğrudan bir tasfiye niyeti çıkarmak doğru olmaz. Ancak ayrışmaların gündemde olduğu bir dönemde kullanılan kavramların siyasi karşılığı da göz ardı edilemez. Birlik, farklı düşünenleri ortak hedefte buluşturmayı mı ifade ediyor, yoksa önce belirli görüşlerin değişmesini mi gerektiriyor? Bu sorunun yanıtı, verilen mesajın nasıl anlaşılacağını da belirleye bilir yani...
Tahsin Becan’ın aday belirleme sürecinde örgütün görüşünün alınacağı yönündeki açıklaması ise bu tartışmaya başka bir boyut kazandırıyor. Örgütün iradesine saygı, liyakat ve ortak karar mekanizması, parti içi dayanışmayı güçlendirebilecek somut ilkeler. Ancak bu ilkelerin ne ölçüde uygulanacağı, kongre ve adaylık süreçlerinde kendini belli eder...
Sonuç olarak, siyasi birlik, yalnızca aynı çatı altında bulunmakla değil, farklı görüşlerin o çatı altında kendilerine yer bulabilmesiyle anlam kazana bilir diye biliyoruz biz...
Gerçi, CHP’de “arınma” söylemi sürerken, sahadaki siyasi tablo da düşündürtüyor: Arına arına CHP’de neredeyse belediye başkanı kalmayacak. Hepsini ne hikmetse "arına arına" AK Partiye gönderiyorlar...

Becan’ın birlik çağrısı ile “temizlendik, pırıl pırıl olduk” sözleri arasındaki çelişki
Tahsin Becan’ın konuşmasında birlikte hareket etme vurgusu öne çıktı. Başarının da başarısızlığın da ortak sorumluluk olduğunu belirten Becan, aday belirleme süreçlerinde örgütün görüşünün alınacağını ve liyakate önem verileceğini ifade etti. Bu mesajlar, parti içinde ortak karar alma ve dayanışmayı güçlendirme açısından önem taşıyor.
Ancak Becan’ın “temizlendik, örgütümüz pırıl pırıl oldu” sözleriyle çizdiği tablo, birlik mesajının yanında başka bir soruyu da gündeme getiriyor. Bir tarafta birlikte hareket etme çağrısı, diğer tarafta temizlenme ve arınma vurgusu…
Peki, bu iki söylem siyasetin hangi noktasında buluşuyor?..
Üstelik Becan, başka bir partiye geçmeyi “onursuzluk” ve “emek hırsızlığı” olarak nitelendiriyor... Bu ifadeler, partiye bağlılık konusundaki tavrını açıkça ortaya koyuyor. Fakat arınma söylemiyle birlikte düşünüldüğünde, siyasi dildeki çelişki daha görünür hâle geliyor: Birlik çağrısı yapılırken “temizlenmekten” söz edilmesi, ister istemez şu soruyu doğuruyor: Birlik, kimlerle ve hangi anlayış etrafında kurulacak?
Elbette “temizlenme” ve “pırıl pırıl olma” ifadelerinin doğrudan CHP’den ayrılanları hedeflediğini söylemek için yeterli dayanak yok. Ancak siyasette kelimelerin çağrışımları da önemlidir. Bir partinin kendisini temizlenmiş olarak tanımlaması, kullanılan dilin dışında kalanların nasıl algılanacağı sorusunu beraberinde getirebilir. Becan’ın sözlerinin bu yönde bir anlam taşıyıp taşımadığı ise açıklığa kavuşturulması gereken bir noktadır...

Siyasetin ilginç bir paradoksu da burada ortaya çıkıyor: Arınarak birleşmek mümkün mü, yoksa birleşme çağrısı yapılırken kullanılan arınma dili yeni ayrışmaların kapısını mı aralıyor? Siyasi açıdan bakıldığında bu, bir tür söylem çelişkisi olarak okunabiliyor... Çünkü birlik, ortak hedefler etrafında buluşmayı gerektirirken arınma kavramı, neyin geride bırakıldığı ve hangi ölçütlerin esas alındığı sorularını doğuruyor.
Bu nedenle mesele yalnızca CHP’nin kendi örgütünü güçlendirme isteği değil; birlik mesajının hangi siyasi dil üzerinden kurulduğudur. Becan’ın örgütün birlikte çalışması, ortak sorumluluk üstlenmesi ve aday belirleme süreçlerine katılması yönündeki açıklamaları bir tarafta dururken, parti değiştirenlere yönelik sert ifadeleri ve “pırıl pırıl olma” vurgusu diğer tarafta duruyor.
Becan’ın konuşmasında dikkat çeken bir diğer ifade ise mevcut örgüt kadrolarına ilişkin değerlendirmesiydi. CHP Yalova Milletvekili, “Örgütümüzün şu anki kadroları kabine toplanacak kalitededir” sözleriyle mevcut kadroların niteliğine vurgu yaptı.
Ancak bu ifade, “temizlendik, örgütümüz pırıl pırıl oldu” söylemiyle birlikte değerlendirildiğinde bir soru ortaya çıkıyor: Mevcut kadrolar kabine oluşturabilecek nitelikte görülüyorsa, temizlenme vurgusuyla anlatılan değişim tam olarak nedir? Bir yandan mevcut kadroların niteliği övülürken diğer yandan arınma ve temizlenmeden söz edilmesi, birlik mesajının hangi anlam çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini düşündürüyor.
Çünkü arınma ile birlik çağrısının aynı siyasi hedefe nasıl hizmet edebileceğini anlamak hiç de kolay değil.
Peki, Yeni Parti bu tablonun neresinde?
CHP’den ayrılarak Yeni Parti çatısı altında siyaset yapan isimlerin bulunması, Yalova’daki siyasi tablonun bir gerçeği. Bu nedenle CHP’deki birlik ve arınma mesajları değerlendirilirken kentte yaşanan siyasi değişimin de göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Becan’ın parti değiştirenlere yönelik sözlerinin Yeni Parti’de siyaset yapan herkesi hangi ölçüde kapsadığı konusunda ise ayrıca bir değerlendirme yapmak gerekir. Konuşmada belirli isimlerin gerekçeleri tek tek ele alınmadığı için, bütün ayrılıkları aynı nedene bağlamak doğru olmaz.
Bununla birlikte, şu soru ortada duruyor: CHP’de birlik ve dayanışma güçlendirilmek istenirken, başka bir siyasi partiye geçen eski CHP'lilere yönelik bu kadar sert ifadeler kullanılması, verilen birlik mesajıyla nasıl bir ilişki kuruyor?
Bu soru, CHP’nin kendi örgütüne sahip çıkma hakkını tartışmaya açmıyor. Aksine, birlik çağrısının yalnızca parti içinde kalanlara yönelik bir dayanışma mesajı mı olduğu, yoksa siyasi ayrılıkların nedenlerini anlamaya yönelik daha geniş bir yaklaşım içerip içermediği üzerinde duruyor sanki...
“Biz Yalova’dan sorumluyuz” sözünün karşılığı nedir?
Tahsin Becan, Yalova’da güçlü olduklarına inandığını belirterek herkesi şaşırtacak sonuçlar alacaklarını söyledi. Ayrıca belediye başkanlığı ve meclis üyelikleri dâhil aday belirleme süreçlerinde örgütün görüşünün alınacağı sözünü verdiğinin bir daha altını çizmek istiyorum.
Çünkü bu açıklamalar, önümüzdeki siyasi süreç için ortaya konulan hedefleri ve taahhütleri içeriyor. Ancak bu hedeflerin ne ölçüde karşılık bulduğu, yalnızca verilen mesajlarla değil, uygulamayla değerlendirilebilinir. Adayların hangi ölçütlerle belirleneceği, örgütün görüşlerinin kararlara nasıl yansıyacağı ve seçimlerde nasıl sonuçlar alınacağı bu açıdan önem taşıyor.
“Biz Yalova’dan sorumluyuz” diyerek yerel siyasette sorumluluk vurgusu yapan Becan’ın, partiden ayrılanların bugün yeniden CHP’ye dönmek istediğini ancak parti tarafından kabul görmediklerini ifade etmesi de beraberinde önemli soru işaretleri doğuruyor. Üstelik CHP’den AK Parti’ye geçen belediye başkanları düşünüldüğünde, partideki kopuşların önüne geçilemediği de gözardı edilemez...
Hem, bu tablo karşısında, bir yandan birlik çağrısı yapılırken diğer yandan partiden ayrılanların geri dönüşüne mesafeli yaklaşılması, CHP’nin birlik siyasetini ne ölçüde hayata geçirebildiğini sorgulatmıyor mu? Peki, ne ayrılıkların önüne geçilebiliyor ne de yeniden bir araya gelmek isteyenlerle ortak bir zemin oluşturulabiliyorsa, söz konusu "birlik" çağrısının siyasi karşılığı tam olarak nedir?..

CHP Yalova’da Futbol Takımı Benzetmesi...
Mesut Tutuğ’un, Kaytazdere Belediye Başkanı Doğan Çitil’i “gözümüzün nuru, tek kalan belediye başkanımız” sözleriyle anması, CHP Yalova’daki siyasi tablonun ironisini gözler önüne serdi... Bir zamanlar birden fazla belediye başkanıyla temsil edilen CHP’de, bugün geriye kalan tek belediye başkanının bu şekilde anılması, başlı başına düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.
Ancak asıl dikkat çekici olan, Doğan Çitil’in bu sözlerin ardından “CHP’de kalmak kolay değildi” demesi. Tutuğ’un ironik ifadesiyle Çitil’in bu çıkışı yan yana geldiğinde, ortaya yalnızca bir espri değil, CHP Yalova’nın kendi içindeki siyasi gerçekliği sorgulatan bir çelişki çıkıyor...
Madem CHP’de kalmak kolay değildi, peki neden kolaylaştırılamadı? Partiden ayrılan belediye başkanlarının ardından geriye kalan tek ismin de bu zorluğu dile getirmesi, birlik söylemlerinin ne kadar karşılık bulduğu sorusunu daha da büyütüyor. Çünkü bazen siyasette en çarpıcı ironi, söylenen sözde değil, o sözü söylemeye mecbur bırakan tablonun kendisinde gizli kalıyor.
Tam bu noktada Tahsin Becan da söz alarak CHP’yi bir futbol takımına benzetti. “Kulüp başkanı değişince takımın dağılması mı gerekiyor?” diye soran Becan, zor süreçte bazı isimlere “Bağımsız kalın ama parti değiştirmeyin” dediğini, bağımsız kalanların da olduğunu belirtti. Ardından Doğan Çitil’e teşekkür etti.
İşte siyasetin asıl ironisi de burada başlıyor!
Bir yanda takımın dağılmaması gerektiğini anlatan bir benzetme, diğer yanda CHP’den Yeni Parti’ye ve geçen belediye başkanlarının ardından geriye kalan tek CHP’li belediye başkanı… Becan’ın hesabıyla takım dağılmamalıydı; peki, oyuncular neden birer birer başka formaları giydi?..
Üstelik takımda kalan Doğan Çitil’in “CHP’de kalmak kolay değildi” sözleri de bu benzetmeye ayrı bir anlam yüklüyor. Bir tarafta “Takım dağılır mı?” sorusu, diğer tarafta takımda kalmanın zorluğunu anlatan bir belediye başkanı…
Şimdi merak ettiğim konu, sorunun oyuncuların forma değiştirmesi mi, yoksa takımın içinde kalmayı onlar için zorlaştıran koşullar mı?
Birlik çağrıları yapılırken ayrılıkların nedenleri de sorgulanmayacaksa, irdelenmeyecek ise veya arındık diyerek pas geçilecek ise o zaman bu takım benzetmesinde eksik kalan bir şeyler vardır muhakkak...
Samet Demirci’nin “Meclis Üyesiyim” Çıkışı: Resmî Kayıtlar Ne Diyor?
CHP Altınova İlçe Başkanı Samet Demirci’nin, 18 Ekim 2026 tarihinde yaptığı konuşmada kendisini hem ilçe başkanı hem de belediye meclis üyesi olarak tanıtması, dikkat çekici bir soru işaretini beraberinde getirdi.
Demirci, konuşmasında açıkça “Hem Altınova İlçe Başkanıyım hem de meclis üyesiyim” ifadelerini kullandı. Ancak Altınova Belediyesi’nin yayımladığı mevcut meclis üyesi listesinde Demirci’nin adı yer almıyor.
Hatırlanacağı üzere Demirci, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP listesinden Altınova Belediye Meclisi’ne seçilmiş, Haziran 2024’te ise meclis üyeliğinden istifa etmişti. İstifasının ardından Gazi Yılmaz’ın meclis üyeliğine geçiş süreci başlatılmıştı.
Daha sonra AK Parti’ye katılan Demirci, Eylül 2026’da yeniden CHP’ye dönerek, CHP Altınova İlçe Başkanı olarak görevlendirilen Demirci’nin, aradan geçen süre sonrasında kendisini yeniden belediye meclis üyesi olarak tanıtması şu soruyu gündeme getiriyor: Meclis üyeliği sona eren Demirci, hangi hukuki veya idari karara dayanarak bugün bu sıfatı kullandığını söylüyor?
Ancak mevcut belediye kayıtları ile Demirci’nin kürsüden yaptığı açıklama arasındaki bu farklılık, yetkililerden açıklama bekleyen önemli bir konudur...
CHP Yalova’da “Mazlumların Partisi” mi, Arkadaşların Partisi mi?
Mesut Tutuğ, CHP örgütünü tanıtırken neredeyse her isimde bir arkadaşlık hikâyesi anlattı: “Bu arkadaşım”, “bu çok yakın ahbabım”, “bu benim çocukluk arkadaşımın oğlu…” Peki, siyasetin bu kadar kişisel yakınlıklar üzerinden anlatılması iyi bir şey mi siyasi parti için?
Üstelik konuşmanın başında CHP’yi “mazlumların partisi” olarak tanımlayan da yine Mesut Tutuğ’du.
İnsan ister istemez soruyor: CHP’de insanları tanımlamanın ölçüsü gerçekten yaşadıkları haksızlıklar, siyasi mücadeleleri ve emekleri mi, yoksa kimin arkadaşı, kimin ahbabı, kimin tanıdığı oldukları mı?
Tam da burada Tahsin Becan’ın “Seçimde herkes hak ettiği göreve gelecek” mesajı devreye giriyor. Madem herkes hak ettiği göreve gelecek, o hâlde örgüt tanıtılırken neden liyakatten, emekten ve siyasi birikimden çok arkadaşlık ilişkileri öne çıktı?
Yoksa hak edilen görevlerin ölçüsü başka, kürsüden anlatılan başka mı?
Elbette bir siyasetçinin arkadaşlarını tanıması, onlarla yakın ilişkiler kurması yadırganacak bir durum değil. Ancak konu bir siyasi partinin örgüt yapısı ve görev dağılımı olduğunda, kullanılan kelimeler de önem kazanıyor...
Çünkü CHP mazlumların partisiyse, insanın aklına şu soru geliyor: Bu arkadaşlar ve ahbaplar da mı mazlum oldukları için partideler?
Yoksa mazlumluk söyleminin gölgesinde bir arkadaşlık tablosu mu sergileniyor?
Becan’ın liyakat mesajı ile Tutuğ’un arkadaşlık vurgusu yan yana geldiğinde, CHP Yalova’da kaçınılmaz bir soru beliriyor: Görevlerde belirleyici olan hak ediş mi, ahbaplık mı?
Sonuç olarak, toplantıda ele alınan siyasi meseleler ve verilen mesajlar elbette önemliydi. Ancak siyasetin özüne ilişkin bu önemli başlıklar, ne yazık ki konuşmalar sırasında ortaya çıkan bazı siyasi çelişkiler, eksik değerlendirmeler ve dikkat çekici ifadelerin gölgesinde kaldı. Söylenen en önemli siyasi sözler bile, onları gölgede bırakan siyasi hatalar karşısında etkisini yitirebiliyor.
Yazar: Ülker Fermankızı