DOLAR
49,70 ₺
EURO
55,79 ₺
STERLİN
66,69 ₺
ALTIN
2.580,00 ₺
BITCOIN
93.500 ₺
FAİZ
50,00%
Gündem Politika Ekonomi Analiz Dünya Röportaj Spor Türk Dunyası Yalova Haber
Menü
Dil
Türkçe İngilizce

CHP’de Transfer Tartışması Büyüyor: “Başka Partiye Geçen Başkan Makamını da Bırakmalı”

CHP Sözcüsü Müslim Sarı, parti değiştirerek başka bir siyasi oluşuma katılan belediye başkanlarına sert tepki gösterdi.

|
CHP’de Transfer Tartışması Büyüyor: “Başka Partiye Geçen Başkan Makamını da Bırakmalı”

Sarı, seçildikleri partiden ayrılan başkanların belediye başkanlığından da istifa etmesi gerektiğini savunurken, İzmir’de altı belediye başkanının daha AK Parti’ye geçebileceği yönündeki iddialar yeniden gündeme geldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Müslim Sarı, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, belediye başkanlarının parti değiştirmesi ve İzmir’de yeni siyasi transferler yaşanabileceğine ilişkin iddiaları değerlendirdi.

Son Mühür Ankara Temsilcisi Dilek Ataseven Yüzer’in, CHP’den ayrılarak Yeni Parti’ye geçen belediye başkanlarını ve İzmir’de altı belediye başkanının daha AK Parti’ye katılabileceğine ilişkin kulis bilgilerini sorması üzerine konuşan Sarı, seçildikleri partiden ayrılan belediye başkanlarının tutumunu eleştirdi.

“Belediye başkanlığından da istifa etmesi gerekir”

Sarı, belediye başkanlarının başka bir siyasi partiye geçmesini yalnızca parti içi bir tercih olarak görmediğini, bu durumun seçmen iradesini de ilgilendirdiğini belirtti.

Başkanların seçim sürecinde bir partinin adayı olarak seçmenden destek aldığını hatırlatan Sarı, siyasi rekabet yürüttükleri bir partiye sonradan katılmalarının kabul edilemez olduğunu savundu.

CHP Sözcüsü, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Bunun hiçbir şekilde kabul edilebilir olmadığını, hangi gerekçe olursa olsun kabul edilebilir olmadığını ben defalarca söyledim. Bunun bir siyasi ahlaksızlığın ötesinde kişisel ahlaksızlığa da dönüştüğünü de söyledim.”

Sarı, açıklamasının devamında, “Bu arkadaşımızın belediye başkanlığından da istifa etmesi gerekir” diyerek parti değiştiren belediye başkanlarının görevlerini de bırakmaları gerektiği yönündeki görüşünü yineledi.

“O zaman ben niye oy veriyorum?”

Sarı’nın açıklamalarındaki en dikkat çekici başlıklardan biri, parti değiştiren belediye başkanlarının seçmenle kurduğu siyasi temsil ilişkisi oldu.

Seçmenin yalnızca adayın kişiliğine değil, aynı zamanda temsil ettiği siyasi partiye ve o partinin vaatlerine de oy verdiğini belirten Sarı, seçimden sonra yaşanan geçişlerin seçmen açısından güven sorununa yol açabileceğini ifade etti.

Sarı, bu durumu şu sözlerle anlattı:  “Ben o partiye oy veriyorum ama bir mühlet sonra oyum başka bir partiye gidiyor. O zaman seçmen şunu düşünmeye başlar, ‘Ben niye oy veriyorum? Benim oy verme eylemimin bir anlamı yok.’”

CHP Sözcüsü, transferlere aracılık eden ve belediye başkanlarına referans olan kişilerin de kendi tutumlarını sorgulaması gerektiğini belirterek, siyasette bu tür geçişlerin olağanlaşmasına karşı çıktı.

İzmir’de altı belediye başkanı daha mı geçecek?

Sarı’nın açıklamaları, İzmir’de altı belediye başkanının daha AK Parti’ye geçebileceğine ilişkin kulis iddialarının sorulması üzerine geldi.

İddiaların doğrulanması hâlinde, İzmir’deki yerel yönetim dengelerinin yeniden tartışmaya açılması beklenebilir. Ancak söz konusu altı başkanın AK Parti’ye geçeceği yönündeki bilgi, Sarı’nın açıklamasında doğrulanmış bir gelişme olarak yer almadı. Bu nedenle iddianın kesinleşmiş bir transfer gibi sunulmaması gerekiyor.

İzmir’in yanı sıra ülke genelinde de belediye başkanlarının parti değiştirmesi, 31 Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından siyasetin önemli tartışma başlıklarından biri hâline geldi.

31 Mart 2024’ten bugüne: CHP’nin belediye tablosu nasıl değişti?

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde CHP, Yüksek Seçim Kurulu verilerine göre 14 büyükşehir, 21 il, 337 ilçe ve 48 belde belediye başkanlığı kazandı. Böylece CHP adayları toplam 420 belediye başkanlığı elde etti. 

Seçimlerden sonraki süreçte ise CHP’den ayrılarak farklı siyasi partilere katılan belediye başkanları, partinin yerel yönetimlerdeki sayısal gücünü etkiledi.

AK Parti’ye geçişler: Ekim 2026 tarihli haber derlemelerinde, 31 Mart 2024 seçimlerinde CHP adayı olarak seçilip sonradan AK Parti’ye katılan belediye başkanı sayısı 36 olarak veriliyor. Bu listelerde Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal ve Yalova Altınova Belediye Başkanı Yasemin Fazlaca gibi isimler de bulunuyor. 

Yeni Parti’ye geçişler: Yeni Parti’nin kuruluşunun ardından CHP’den ayrılan belediye başkanlarının sayısı da hızla arttı. Ağustos 2026’da yayımlanan haberlerde Yeni Parti yöneticileri, CHP’den katılan belediye başkanı sayısını 232 ve daha sonraki bir açıklamada 244 olarak duyurdu. Eylül ayındaki haberlerde ise bu sayının 252’ye ulaştığı aktarıldı. Bunlar parti kaynaklarına dayanan açıklamalar olup, farklı tarihlerdeki rakamlar birbirinin yerine kullanılamaz. 

Peki, CHP’nin elinde bugün kaç belediye kaldı?

Burada önemli bir ayrım var: Seçimlerde kazanılan belediye sayısından yalnızca AK Parti ve Yeni Parti’ye geçen başkanları çıkarmak, CHP’nin güncel belediye sayısını kesin olarak vermeye yetmez. Bağımsız kalan başkanlar, başkanvekili değişiklikleri, kayyım atamaları ve belediye yönetimlerinde yaşanan diğer değişiklikler de hesaba katılmalıdır.

Başlangıçtaki 420 belediye üzerinden, 36 AK Parti geçişi ile Yeni Parti’nin açıkladığı 252 katılımın birbirinden ayrı ve aynı kapsamda olduğu varsayılırsa, basit aritmetik sonuç 132 belediye olur. Ancak bu sayı, CHP’nin bugün fiilen yönettiği belediyelerin doğrulanmış ve kesin sayısı olarak kabul edilmemelidir. Güncel, isim bazında karşılaştırılmış ve mükerrer kayıtları ayıklanmış bir listenin esas alınması gerekir.

Buna rağmen tablo, seçim sonrasında yaşanan siyasi hareketliliğin CHP’nin yerel yönetimlerdeki konumunu ciddi biçimde etkilediğini ortaya koyuyor.

Peki, Seçmenin verdiği yetki kime ait?

Müslim Sarı’nın açıklaması, siyasetin temel sorularından birini yeniden gündeme getiriyor: Belediye başkanlığı, yalnızca seçilen kişinin mi, yoksa seçmenlerin belirli bir siyasi program ve parti çatısı altında verdiği desteğin de mi sonucudur?

Hukuken belediye başkanının görevini sürdürmesi ile siyasi etik açısından nasıl davranması gerektiği aynı mesele değildir. Bir başkanın partisinden ayrılması, tek başına belediye başkanlığı sıfatını otomatik olarak sona erdirmez. Bu nedenle istifa çağrısı siyasi bir talep olarak değerlendirilmeli; hukuki zorunlulukla karıştırılmamalıdır.

Öte yandan, seçmenin bir partiye ve onun vaatlerine güvenerek verdiği oyun seçimden sonra başka bir siyasi çizgiye taşınması, temsil ve hesap verebilirlik tartışmasını haklı olarak gündeme getirir. Aynı ölçünün bütün partiler için uygulanması da önemlidir: Bir belediye başkanının CHP’den AK Parti’ye geçmesiyle başka bir partiden CHP’ye geçmesi, seçmen iradesi bakımından aynı ilkesel sorgulamaya tabi tutulmalıdır.

İzmir’deki altı başkan iddiası ise henüz doğrulanmış bir gelişme olmaktan çok, yerel siyasetin yönüne ilişkin bir soru işareti olarak duruyor.

Sonuçta mesele, yalnızca kaç belediye başkanının hangi partiye geçtiği değildir. Asıl mesele, seçmenin sandıkta verdiği siyasi yetkinin seçim sonrasında nasıl yorumlandığı ve siyasi partilerin bu yetki karşısında ne kadar sorumluluk üstlendiğidir. Transferler arttıkça partilerin tabelaları değişebilir; ancak seçmenin güveni, yalnızca yeni bir partiye katılmakla kazanılamaz.

 

 

 

Yazar: Gülçin Hayat 

Son haberler